21 Aralık 2015 Pazartesi

KURTARICIMIZ KURU ŞAMPUANLAR :)



BATISTE / TONI&GUY

Havalar soğudu, her sabah duş alıp çıkamıyoruz artık. bere takınca saçlarımız yapışıp kalıyor. hele bir de benimkiler gibi ince telli ise saçlarınız hemen sönüyorlar. hem saçlarınızı dolgunlaştırmak hem de yağlanmayla oluşan görüntüyü ortadan kaldırmak için  böyle zamanlarda imdadımıza kuru şampuanlar yetişiyor artık. Ben de ilk olarak TONI&GUY kuru şampuanını denedim. Daha sonra da BATISTE kuru şampuanın çok övüldüğünü gördüm ve onu denemeye karar verdim. İkisiyle ilgili deneyimlerimi sizlerle paylaşmak istedim.


Öncelikle ml olarak toni&guy 250 ml batiste 200 ml. 
Fiyat olarak toni&guy: 35-40 tl
batiste: 20-30 tl 


toni&guy'ın sıkıldığı zaman batiste'ye göre daha uçuşkan ve yumuşak bir yapısının olduğunu görüyoruz. Hafif bir beyazlatma yapıyor fakat parmaklarımızla masaj yaparak dağıttığımızda hemen yok oluyor. Batiste ise daha yoğun tanecikli. Sanırım bu yüzden daha etkili. Sıktığınız zaman biraz daha fazla beyazlık yapıyor ama o da uçuyor hemen. Hem yağlanmayı giderme açısından, hem dolgunlaştırma açısından hem de gün boyu kalıcılığı açısından Batiste'den daha memnun kaldım. Benim saçlarım hemen yağlanır ve bu kuru şampuanla 3 gün idare edebiliyorum. Fiyat açısından da daha uygun zaten ki indirim zamanlarını da takip ederseniz çok makul fiyatlara alabilirsiniz :) Batiste'nin birçok çeşidi var fakat ben original olanı denedim. İhtiyaca göre diğerlerine de bir göz atacağım siz de bir göz atın derim;)

15 Aralık 2015 Salı

ERSAĞ'DAN ÜÇ ÜRÜN TANITIMI




ERSAĞ

                  Bugün sizlere bu üç üründen bahsedeceğim. Bu bir reklam değildir, Ersağ temsilcisi falan da değilim :) Sadece kullandığım bu üç ürün hakkında bilgi vermek istedim. Marka Türk üretimi bir marka ve şans vermek gerekir diye düşünüyorum ;) 
     1) Termal çamur: Ürün kil içermiyor. Binlerce metre yer altından doğal olarak gelen termal suyun içindeki faydalı vitamin ve mineral zengini bir toprakmış. Ürün tanıtımında sadece yüz için değil diğer bölgeler için de kullanımının uygun olduğu yazıyor. zaten çoğu kaynaklarda çamurun ne kadar faydalı olduğunu biliyoruz (çamur banyosu yapılan splar, termal oteller var). Ben bu ürünü yüzüm için kullanıyorum. Haftada iki defa kullanmaya çalışıyorum. Kullandıktan sonra yüzümde renk açılması ve bir rahatlama oluştu. cildim çok yağlı olduğu için maskeyi temizledikten sonra cildimin nefes aldığını hissettim. İçinde tanecikler de olduğu için peeling gibi masaj yapılarak sürüldüğünde çok iyi hissettiriyor. Kullanımı olarak ise banyodan sonra yüzümü hafif nemli bırakıyorum. daha sonra çamuru dairesel hareketlerle sürmeye başlıyorum. ürün kendisi tamamen kuruduğu zaman da yıkıyorum. yıkama yaptıktan sonra yüzüme nemlendirici uyguluyorum.
     2) Cleanball masaj kremi: Annem almış bu kremi. Devamlı boynu ve omuzları ağrır. Geçen akşam benim de tam yastığıma yerleşmeye çalışırken boynum tutuldu. biraz masaj yaptım ve aklıma bu krem geldi. Masaj hareketleriyle boynuma ve omzuma uyguladım. sonra da havlu koydum. çok ferahlatan, rahatlatan bir etkisi var, size gevşemeyi hissettiriyor hemen. Ürün ilaç değil. Herşeyde fayda etmeyebilir. Ama yorgun zamanlarınızda masaj için ideal.
      3) Yüz Temizleme Jeli:  Benim cildim yağlı olduğu için bana köpük ya da pelling etkili temizleyiciler daha iyi geliyor. Fakat bunu annem almış. Ürün sabun ve yağ içermiyor. Sabah aksam kullaniyorum. Bir fındık büyüklüğü kadar alıp yüzümde köpürtüyorum. Daha sonra bol suyla yıkıyorum. Makyaj kalıntılarını da gayet iyi temizliyor. Yüzünüzde temizlik ve ferahlık etkisi yaratıyor. 
      Size üç ürün tanıtımı yapmaya çalıştım. Dilerim faydalı olmuştur. İyi tatiller ;)

ÇOCUK YOUTUBERLAR



          Çocukken çok sık dışarıda oynayan bir çocuk değildim. Koşmalı oyunlardan nefret ederdim, çünkü koşamazdım :) Evde Sindy bebeklerimle oynamaya bayılırdım. Yapbozlarla oynamayı çok severdim. Uzun süre de oynadım (sanırım lise 1'e kadar :D). Şimdiki aklım olsa daha çok oyun oynardım, kitap okurdum. Hiçbir zaman makyajla uğraşmadım. Ara sıra oje sürerdim sadece. Her çocuk bir olamaz tabiki. Herkesin bulunduğu şartlar farklı. Yaşadığımız aile, içinde bulunduğumuz zaman çok önemli. 
          Gelelim konumuza. Uzun süredir Youtube'da takılmaya başladım. Kendin yap, makyaj videoları, komik videolar falan derken baya zamanımı harcadım (bağımlı oldum diyebilirim ama sonradan savurduğum vaktime de çok üzülüyorum). Youtube'da daldan dala atlarken çocuk youtuberlara rastladım. Tanınmış youtuberları izleyen küçük kızlarımız kendi videolarını çekmeye başlamışlar. Başlarda videoları izlerken özgüvenleri hoşuma gitmişti. Okul çantamda ne var, Okul alışverişim, teog sınav günlüğüm başlıklı videolarını izledim fakat daha sonra makyaj ve alışveriş videolarına rastladım. Farkettim ki bu küçük kızlarımız tanınmış youtuberlara çok özenmişler. Kullandıkları cümleler, yaptıkları mimikler bile aynı. İzlemeye devam ederken 6 yaşında bir kıza denk geldim. Uzun saçlarını savura savura makyaj videosu çekiyordu. İzlemeye devam ettim. Kızın kendine güveni çok fazlaydı. Video için belli bir emek harcıyordu, çok özeniyordu. Pürüzsüz cildine nemlendirici, sonra pudra sürdü, allık, far, ruj, videolarda gördüğü ve elinde olan her şeyi kullandı. Daha sonra kendini kamerada sevmeye başladı. Dibinde azar azar malzeme kalmış olan ürünleri kullanıyordu. Yüksek ihtimal annesinden almış malzemeleri (çoğu da bunu video içinde söylüyor zaten). Videoyu izlerken kıza baktıkça çok üzüldüm. Şuan senin oyun oynama zamanın be kızım. Makyaj yapmak, vücudunu değiştirmeye çalışmak senin neyine? Video çekmeyi çok mu istiyorsun, nasıl ders çalışılır, hangi kitapları okuyorum gibi videolar çek diyeceğim ama aslında bu videoların çekiminde ailelerin büyük katkıları var, çocuklara suç bulmamak lazım. Malzemeleri aileler sağlıyorlar, çoğu zaman telefondan videoları onlar çekiyorlar. Aileler çocukların bu isteklerini iyi yönlendirmeleri lazım bence. Çocuklar özenip video çekmek istiyorlarsa,aile bu isteği başka uğraşa yönlendiremiyorsa, birlikte ders videoları ya da oyun videoları falan çekebilirler. Yani ailenin kontrolünde gerçekleşmeli bu çekimler. 
          Sonuç olarak, Youtube üzerinden iş yapan, parasını kazanan birçok insan var ve piyasada birçok video var. Verimli olanı var gereksiz olanı var. Önemli olan kendimize ve çocuğumuza faydalı olabilecek şeyleri almaktır. Bu yüzden çocuklar internet başında vakit geçirirlerken gerekirse onlarla birlikte vakit geçirilmeli, onları sıkmayacak, onlara baskı yapmayacak şekilde kontrol edilmelidirler. Çocuklar enerjilerini onlara fayda sağlayacak şeyler için kullanmalılar ve aileler de onlara yardımcı olmalılar. Dilerim Youtube camiasında daha fazla çocuk youtuberlara denk gelmeyiz.     

9 Aralık 2015 Çarşamba

TİYATRO: TESTOSTERON


                                2012-2015                                                            2008

OYUN ATÖLYESİ VE TESTOSTERON

     2008'de İstanbul'da yurtta kalıyordum. Tiyatro izlemeyi çok severim. Oda arkadaşım da tiyatro, sinema gibi faaliyetleri çok seviyordu. Tiyatrolara bakarken Oyun Atölyesi'nin sunacak olduğu Testosteron oyununa denk geldik. Oyuncuları de çok beğendik ve komik olabileceğini düşündük. Biletlerimizi aldık aylar önce ama oyun tarihi diye bildiğimiz gün biletleri kontrol ettik ve oyunun bir gün önce oynanmış olduğunu farkettik :( Sağlık olsun dedik biz de. daha sonra 2012 yılında oyunun tekrar oynandığını gördük. Ama oda arkadaşım Muş'a atanmıştı ve birlikte gidemedik. Ben başka arkadaşlarım için de bilet aldım ve oyuna gidebildik :) Oyunun konusuna geçmeden önce 2015'te neden gittiğimi açıklayayım :) Benim Muş'a atanan oda arkadaşımın tayini İstanbul'a çıktı ve biz faaliyetlerimize kaldığımız yerden devam etmeye başladık. Tiyatrolara bakarken Testosteron'a denk geldik ve 'Kankaaaa ben gidemedim hadi birlikte gidelim' deyince 'hayır' demek ne mümkün :) ve biz biletlerimizi aldık, dün de tiyatromuza gittik. Bu arada 2008'deki oyuncular ile daha sonraki oyunlardaki oyuncular fark gösteriyor. 



Gelelim oyuna (sonunda :D)

Yazan
Andrzej Saramonowicz

Çeviren
Neşe Taluy Yüce

Yöneten
Celal Kadri Kınoğlu

 Oynayanlar

Orhan Aydın, Ruhi Sarı, Emre Altuğ, Gürkan Uygun, Bülent Şakrak, Gökçer Genç, Gökhan Yıkılkan

     Oyun, düğünde gelinin damadı nikahta kabul etmemesinden dolayı ortalığın nasıl karıştığını ve kavga esnasında ortaya çıkan entrikaları anlatıyor. Tiyatro baya argo, küfür ve cinsellikle ilgili konuşmalar (adından da anlaşılacağı gibi :D)  içeriyor. Yani annenizle, babanızla ya da çocuğunuzla gidebileceğiniz bir oyun değil. Sevgiliniz, arkadaşınız ya da eşinizle gitmeniz daha uygun olur :D. Evet argo çok fazlaydı ama espriler yerinde yapılmıştı. İçlerinde en iyisi ve de en komiği Bülent Şakrak idi. Adam komedinin hakkını veriyor yani. Diğer oyuncular da çok iyilerdi. Arada bilimsel araştırmalara, hayvanların ve insanların hormonal davranışlarının karşılaştırılmasına, testosteronun ne olduğuna ve erkeklerin davranışlarını nasıl etkilediğine değinilmiş. Oyunun sonunda kimin eli kimin cebindeydi zor çözüldü :) Sonuç olarak oyun ve oyuncular çok iyilerdi ama bu iyi biraz göreceli. Çünkü oyun bizim kültürümüze aykırıydı biraz (zaten yabancı bir oyundan çeviri yapılmış). Tutucu, sabit fikirli, argoya tahammülü olmayan insanlar oyunu beğenmeyebilirler. Ama her telden çalarım diyenler izleyebilirler :)  
     


7 Aralık 2015 Pazartesi

MERHABA BLOG SEVERLER HAYDİ TANIŞALIM :)


Bu benim ilk yazım. Bu yazımda size biraz kendimden bahsedeceğim. Aslında ben çocukken günlük bile yazamazdım. Fakat üniversiteden mezun olduktan sonra bir yazma aşkı tuttu beni :) Uzun uzadıya da bir şeyler yazmadım daha önce hiç. Peki nereden çıktı bu blog işi? Mutluluk paylaştıkça çoğalır, dertler paylaştıkça azalır, tecrübeler paylaşıldıkça değerlenir diye düşündüm ve sizlere içimi dökmeye karar verdim :) bu blogda neler olacak sorusunun cevabına gelirsek, burada birden fazla cevap var. Ben gezmeyi, alışveriş yapmayı, kitap okumayı, el işi yapmayı az da olsa yemek yapmayı seven biriyim. Blogum bu kategorilerin hepsini içerecek. Yani sizinle paylaşmak istediğim her şeyi yazacağım. Daha çok yeniyi,bu ilk yazım, yanlışım olursa affola ;)

Ben Kimim?

*09.01.1989 doğumluyum
*evliyim
*sosyoloji mezunuyum
*sosyal hizmetlerden yüksek lisans yapıyorum
*sosyal hizmetlerde çalışıyorum
*gezip keşfetmeyi, okuyup yazmayı, alışveriş yapmayı, yemek yemeyi (azcık da yapmayı :D), el işi yapmayı seviyorum
*eleştirilere açık bir insanım
*insani değerlere çok önem veririm
*bebişlere bayılırım (çocuğum yok)
*sosyal medya ile aram iyidir

Benden şimdilik bu kadar sorularınız olursa seve seve cevaplarım ;)
Kendinize iyi bakın, Görüşmek üzere...